En Sevdiğim Çizgfilm İntroları

en sevilen çizgi filmler
en sevilen çizgi filmler

Hepimizin hayatında önemli yeri olan çizgifilmler dediğimzde aklımıza gelen birkaçı Tsubasa, The Real Ghostbusters, Transformers, Inspector Gadget, Denver The Last Dinosaur, He-Man vb hatta biraz daha büyük döneme gelmesine rağmen Pokemon geliyor aklıma. Şimdi olsa yine seyredermişim gibi geliyor bana. En sevilen çizgi filmler arasında kendi adıma öne çıkanları paylaşacağım sizinle.

Bir futbolsever olarak doğal olarak favorim Tsubasa, şimdi bile denk gelsem 20 dakikamı ayırıp heyecanla seyrediyorum. Doksanların pek çok çocuğu gibi halının kenarındaki şeritleri cadde, geniş olan şeritleri otoban yapan onlarca arabasını İstanbul trafiği gibi koşturan bir çocuktum ve benim araba merakımdan ötürü Transformers da benim için çok ayrı yerdedir. Bir diğer favorim ise Looney Tunes serisinin efsanesi Road Runner 🙂 Sadece müziklerinden dolayı Müfettiş Gadget ve Woody Woodpacker sevmeyi seyrettiklerim. Başka çizgi filmler de var tabi, ben benim severek izlediği 25 tanesinin açılış müziklerini paylaşacağım sizinle.

Bir Optimus Prime hastası olarak o günlere döndüm gecenin bu saatinde. Vay arkadaş ne seyrediyormuşum bu çizgi filmleri 🙂 Sizinle de paylaşmak istiyorum videolarını.

  1. Tsubasa
  2. Transformers
  3. The Real Ghostbusters
  4. Pokemon
  5. He-Man
  6. Ninja Turtles
  7. Denver The Last Dinosaur
  8. Thundercats
  9. Taş Devri
  10. Batman
  11. Afacan Denis
  12. Laff-A-Lympics
  13. The Mask (Maske)
  14. Müfettiş Gadget
  15. Red Kit
  16. Richie Rich
  17. Woody Woodpacker
  18. Şirinler
  19. Örümcek Adam
  20. Voltran
  21. Looney Tunes
  22. Superman
  23. Casper
  24. Benjamin
  25. Temel Reis

28. Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivali 2014

Tam 28 yıldır düzenlenen ve Şile kültürünün önemli bir parçası olan Şile Bezi adına yapılan kültür ve sanat festivali bu sene yine güzellikleri beraberinde getireceği festival alanında olacak, yine stantlar kurulacak yine ünlü sanatçılar konser için orada olacaklar yine İBB Kent Orkestrası karşımızda olacak ve 40 farklı el sanatı üstadı yerini alacak. 28. Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivali 2014’ünn bu seneki sloganı “Renkler Karışıyor”.

Farklı farklı tatları bir arada yaşayabileceğiniz kalabalık insanların beraber zaman geçireceği festival alanı keyifli anlar yaşayabileceğiniz bir atmosfer ile karşımızda olacak. Başta festivale adını veren Şile Bezi ve çeşitli el sanatları atölyelerinin bulunduğu stantlar belki de ilk defa gördüğünüz veya karşınıza az gelen çeşitli sanat eserlerini ilgiyle takip edeceksiniz. Şile bezinden yapılmış gömlek ve elbiseleri almalısınız, bu yaz sıcağında sizi ferahlatacaktır.

1 – 2 – 3 Ağustos 2014 tarihlerinde yapılacak. Henüz merkez ve köylerde asılan afişler dışında bir bilgi paylaşılmadı. Şile Belediyesi bu sene biraz ağırdan aldı ve programı açıklamakta çok gecikti. 2012’de yapılan 26.Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivali‘nde program önceden saatleriyle netleştirilmiş ve saat saat tüm detaylarıyla açıklanmıştı.

28. Şile Bezi Festivali 2014

 

28. Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivali 2014 Programı

1.GÜN (01.08.2014)

Bengü Konseri

2.GÜN (02.08.2014)

Mustafa Ceceli Konseri

3.GÜN (03.08.2014)

İBB Kent Orkestrası Konseri

28. Şile Bezi Festivali, Şile Belediyesi Meclisi kararıyla iptal edilmiştir. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Girişimci ve Deli

Girişimcilik, en özet tanımıyla “kişinin kendine ait bir iş kurması” olarak adlandırılabilir. Bu tanımı genişletmek, derinleştirmek, geliştirmek mümkün hatta birden fazla tanımın doğru olabileceğini de kabul etmek gerekiyor. Burada girişimciliğin tanımı hakkında ansiklopedik bilgi vermeyi düşünmüyorum, hemen hepimiz tanımlamalara aşinayız ve ulaşabileceğimiz dev bilgi kaynaklarından bunlara ulaşabiliriz. Zaten girişimcilerin belirli ortak özellikleri olur ama bir kalıbı olmaz. Girişimcilik hususunda en fazla dikkatimi çeken husus “kendi işinin patronu” olma mottosuyla insanların girişim heveslisi gibi görünmesi, bazı yeterlilikler olmadan bunların dillendirilmesi komik durumlara neden olabiliyor.

Motor taksi
Türkiye için girişimcilik örneği: Motor taksi

Ülkemizdeki kavram kargaşalarından birinin “girişimcilik” kavramında yaşandığını düşünüyorum, bu kanaate terimsel olarak değil kişilerin bakış açılarını süzerek ulaştım. Doğrudan girişimcilik üzerine konuşulurken kurulan cümleler ve dolaylı yoldan konuşulurken üzerinden gidilen örneklere verilen tepkiler birbiriyle örtüşmüyor. Sektörel bir algı karmaşası da olabilir ama etrafımda girişimci ve girişimcilik ile ilgili konuşmalara analiz ettiğimde hep dijital odağında geçtiğini görüyorum. Girişimcilik etiketindeki herşeyin dünyaya yenilik getirip, olmayan birşeyi bulmamız manasına gelmiyor. Yani kimse sizden ıslak mendili keşfetmenizi beklemiyor! Herkesin görüşüne saygı duymakla birlikte daha önce başkaları tarafından uygulanan projelerin tekrarlanması veya çok(!) benzerinin yapılması girişimcilikten çok klon ve/veya klonculuk gibi algılanıyor. Bence daha geniş bir perspektif ile olaylara bakmak gerekiyor.

Mahallede ihtiyaç olduğunu görüp bakkal açmak, semtte özel mobilya tasarımı yapan firma olmadığı için mobilya atölyesi açmak, yurt dışından ürün ithal edip toptancılık yapmak, kişiye özel ürünler satan bir e-ticaret sitesi hazırlamak vb örnekleri çoğaltarak devam edersek hepsinin altında toplanacağı ortak payda “kar amacı” gütmeleri. İyi girişimci olup maddi manevi kazancı yüksek olan ve adını kimsenin bilmediği çok fazla örnek var etrafımızda. Mevcut ticari kazanımlar için risk almak ve emek harcamak gerekiyor. Fikirleriniz ne kadar parlak olursa olsun çözüme ulaşmak için öncelikle paraya ihtiyacınız var. Yakın geçmişte “biraz sermayem olsa bu proje ile çok önemli işler yapabilirim, çok para kazanabilirim.” diyen ve defalarca tekrar edilen bu cümleleri kuran arkadaşlarımızın sayısını bir düşünün.

Fikirlerinizin adı sermayenize göre değişir!

“Çılgın proje” olarak lanse edilen uçuk fikirlerin arkasında güçlü bir sermaye varsa kişi saygı görür, adı girişimci olur desteklenir hatta belki de imkansızı başarmak için yola çıkarlar, hatta ve hatta girişimcilik mertebesinde öyle noktaya gelirler ki fikirlerini almak için davet ettiğiniz yemeğin ücretinden çok daha fazlasını alırlar. Uygulaması daha kolay, verimi çok yüksek olabilecek ama sermayesiz fikirler ise sahibine deli etiketi kazandırabilir. İşte size somut örnek:

Biz Ölünce Mail Adresimize Ne Olacak?

Sürekli değişen gelişen dijital dünya içerisinde birer veri üretim merkezi gibi çalışıyoruz. Bazı verileri iletişimde olduğumuz kişilerin görebileceği şekilde facebook, twitter, google plus vb yerlerden paylaşıyoruz; bazı verileri de sadece görmesini istediğimiz kişilerin ulaşabileceği şekilde paylaşıyoruz. Hem iş hem de kişisel maillerimizde de inanılmaz bir veri transferi var. Peki sürekli veri ürettiğimiz bu dünyadan göçüp gittiğimizde severek kullandığımız Google araçlarının akibeti ne olacak?

Ölünce Mail Adresimize Ne Olacak? Google bu kararı size bırakıyor. Sizin belirlediğiniz zaman aşımı süresi sonrası belirlediğiniz kişilere kısmi veya tümüyle erişim hakkı verebiliyorsunuz. Aşağıdaki yönergeleri izleyerek siz de bu ayarları yapabilir, Google hesaplarınıza ulaşacak kişileri belirleyebilirsiniz.

Uzun yıllar sonra Google kullanıcıları için bu konuda bir çözüm getirmiş ve “etkin olmayan hesap yöneticisi” başlığı altında bir çözüm sunmuş. Google hesabınıza giriş yaptığınızda profil fotoğrafınızı tıklayıp “hesap” seçeneğini tıklıyoruz ve Google hesabınızın ayarlar sayfasını açıyoruz.