28. Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivali 2014

Tam 28 yıldır düzenlenen ve Şile kültürünün önemli bir parçası olan Şile Bezi adına yapılan kültür ve sanat festivali bu sene yine güzellikleri beraberinde getireceği festival alanında olacak, yine stantlar kurulacak yine ünlü sanatçılar konser için orada olacaklar yine İBB Kent Orkestrası karşımızda olacak ve 40 farklı el sanatı üstadı yerini alacak. 28. Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivali 2014’ünn bu seneki sloganı “Renkler Karışıyor”.

Farklı farklı tatları bir arada yaşayabileceğiniz kalabalık insanların beraber zaman geçireceği festival alanı keyifli anlar yaşayabileceğiniz bir atmosfer ile karşımızda olacak. Başta festivale adını veren Şile Bezi ve çeşitli el sanatları atölyelerinin bulunduğu stantlar belki de ilk defa gördüğünüz veya karşınıza az gelen çeşitli sanat eserlerini ilgiyle takip edeceksiniz. Şile bezinden yapılmış gömlek ve elbiseleri almalısınız, bu yaz sıcağında sizi ferahlatacaktır.

1 – 2 – 3 Ağustos 2014 tarihlerinde yapılacak. Henüz merkez ve köylerde asılan afişler dışında bir bilgi paylaşılmadı. Şile Belediyesi bu sene biraz ağırdan aldı ve programı açıklamakta çok gecikti. 2012’de yapılan 26.Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivali‘nde program önceden saatleriyle netleştirilmiş ve saat saat tüm detaylarıyla açıklanmıştı.

28. Şile Bezi Festivali 2014

 

28. Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivali 2014 Programı

1.GÜN (01.08.2014)

Bengü Konseri

2.GÜN (02.08.2014)

Mustafa Ceceli Konseri

3.GÜN (03.08.2014)

İBB Kent Orkestrası Konseri

28. Şile Bezi Festivali, Şile Belediyesi Meclisi kararıyla iptal edilmiştir. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bolu Gölcük Nasıl Bir Yer?

 Başlığımız “Bolu Gölcük Nasıl Bir Yer?” ama yapmış olduğumuz pazar gezisinin son durağı Bolu Gölcük. Köyden çocukluk arkadaşlarımla uzun süredir planladığımız Abant gezisini geçtiğimiz pazar günü itibarı ile gerçekleştirme fırsatı bulduk, günü birlik ama çok eğlenceli bir pazar günü geçirdik. Pazar günü yaklaştıkça “O gün Abant hava durumu nasıl olacak?” sorusu aklımızda yer etmişti. Yaklaştıkça gördük ki pazar günü hava sağnak yağışlı olacaktı. Yağmur bizi bozmazdı 15 kişi bir arada olmak hava durumu karşısında galip geliyordu tabi. Bir diğer soru Abant’a nasıl gidilir? Yol üstündeki büyük park alanlarından biri olan Highway Outlet’i geçer geçmez paralı yoldan ayrılıyorsunuz, ilk kavşakta tabelaları takip ederseniz orada yaklaşık 25 km kadar sonra ulaşabilirsiniz. 15 kafadar bir olunca yolculuk çok keyifli geçti, hepbirlikte söylenen şarkılar türküler oyun havaları falan… Saat 07:00’da başlayan yolculuğumuz 10:00’d kahvaltıya oturmamızla son buldu.

Abant’a 10 km kadar yaklaşınca sağlı sollu kahvaltı yapabileceğiniz aynı zamanda yemek yiyebileceğiniz pek çok mekan bulunuyor. Biz bu mekanlar arasında Cemil Piknik Alanı‘nı seçtik, hem yanında akan dere, hem mekanın şekli bizi cezbetti. Kişi başı 20 TL vererek sınırsız bir kahvatı yaptık, çok fazla çeşit masada yer alıyordu ve bittikçe istediğiniz ne varsa geliyordu. Yeşilliğin arasında, akan suyun sesiyle birlikte yedikçe yedik uzun süredir böyle kahvaltı yaptığımı hatırlamıyorum 🙂 Eğer o bölgeye gidip burayı tercih ederseniz mutlaka Hayati’yi bulun, samimi ve hoş sohbeet bir arkadaş. Namı-ı diğer Bolulu Kurt Seyit.

Pazar sabah oraya ulaştığımızda hava parçalı bulutluydu, kahvaltı boyunca ara ara güneş yüzünü gösterdi. Beklediğimizden iyi olan hava bizi memnun ederken günün keyifli geçmesine neden oldu. Oradan rotamızı 1350 metre rakıma sahip Abant Gölü’nün bulunduğu Abant Milli Parkı’na çevirdik, minibüsle gittiğimiz için 25 TL giriş ücreti ödedik eğer otomobille girerseniz 10 TL, yaya girerseniz 3 TL ödersiniz. İçeri girdikten sonra ilk bulduğumuz müsait alana aracımızı parkedip anın keyfini çıkarmaya başladık, yayıldık yemyeşil çimenlere o anlarımızı ölümsüzleştirmekle meşgul olduk. Pek çok fotoğrafımız oldu, hem uzun uzun ağaçların önünde hem de Abant Göl’nü arkamıza alıp çok keyifli kareler yakaladık. Gölün etrafında biraz daha yürüdük ve susuzluğumuzu gidermek için gölün o bölgesindeki tek olan mekana oturduk ve gölün kenarında kahvelerimizi yudumladık. O kafenin arkasındaki tepede geniş bir alan var ve çıktığınızda güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Abant Gölü Kafe
Abant Gölü Kafe

Oradan sonra otellerin bulunduğu tarafa geçtik, Abant’ta gezilecek yerler hakkında bir arama yaparak etrafta nerelere gidebiliriz? sorusunun cevabını ararken bir taraftan da oradaki küçük pazar yerinde yöresel ürünler ve Bolçi (Bolu Çikolatası) aldık. Yaklaşık 3 saat gibi bir süreç sonrasında ABant Milli Parkını bitirmiştik. Şimdi kalan 2-3 saatlik vakitte nereye gideceğimize karar vermek kalmıştı. Yedi Göller Milli Parkı, yürüyüş parkurları olan Örmeci Yaylası, Sinekli Yaylası, Samandere Şelalesi, Güzeldere Şelalesi ve Gölcük Milli Parkı arasında yazı tura atarken ben ve bir arkadaşımın daha gelirken tavsiye aldığı Gölcük Milli Parkı öne çıkmıştı, hani Google’da Abant fotoğraflarnı aratınca çıkan gölün arkasındaki ahşap binanın olduğu yer, işte tam o sırada yanımızdan telefonla geçen birinin “Gölcük çok harika diyorlar buradan oraya geçeceğiz” özetli cümleleri ile artık netleşmişti 🙂

Bolu Gölcük Nasıl Bir Yer?

Atlara binilen mekandaki işletmecilerden yol tarifi alıp Bolu merkez üzerinden 1217 metre rakıma sahip Gölcük Milli Parkı’na doğru yol aldık. Gölcük Milli Parkı’na nasıl gidilir? diye merak edenler için Bolu merkezden sonrası için harita paylaşmak istiyorum. Bolu merkeden yaklaşık 17 km mesafedek bulunan Gölcük Milli Parkı’na geldiğimizde giriş ücretleri yine Abant Milli Parkı’ndaki gibi minibüsle 25 TL, otomobil 10 TL, yaya 3 TL’ydi. İçeri girip aracımızı otoparka bıraktıktan sonra heyecanla o kadar tavsiye edilen mekanın derinliklerine doğru yol aldık. Gölün kenarına geldiğimizde anladım ki Abant Gölü’nde geçirdiğimiz vakte yazık etmişiz, gerçekten ilk görüşte aşk yaşadım. Küçücük ve çok sevimli bir yer, yerde mangal yakmak yasak ama belediye mangal için özel 1 metre yüksekliğinde sobavari mangallar apmış ve belirli aralıklarla yerleştirmiş. Küçük gölün etrafında yürüyüş yolu ve bisiklet parkuru var ve gölün muhtelif yerlerinde fotoğraf çektirmek için alanlar bırakılmış. Neresinden bakarsanız bakın gölün tamamını görebiliyorsunuz, küçük bir göl ama o koyu yeşilliğin içinde o suyun bütünleşmesini anlatsam da anlayamazsınız 🙂

Bolu Gölcük
Bolu Gölcük

Gölcük Milli Parkı içerisinde yemek yiyebileceğiniz mekanlar da mevcut, sadece mangal mekanı değil yani. Genel kanı o tarz bir yerde “pahalılığından dolayı yemek yenmez” şeklindedir ama fiyatlar fahiş değil, sucuk ekmek 8 TL, köfte 12 TL vs yani gönül rahatlığıyla yolculuk öncesi yemek yiyebilirsiniz. Doyduktan sonra o büyüleyici mekandan ayrılıp artık gitme vaktinin geldiğinin farkına vardık, çok zor oldu ayaklarımız geri geri gitti tabir-i caizse ama dönmeye mecburduk. Otoparka gidene kadar toplasan 3 dakika sürmeyecek yolda sağnak yağmur altında iliklerimize kadar ıslanarak anılarımızı pekiştirdik. 18:00’de de dönüşe geçtik ve sağnak yağmur altında 22:00’da İstanbul’a döndük. O kadar yoğun ve yorucu güne rağmen dönüş yolunda bile müziklere eşlik eden coşan oynayan insanlardık biz, çok mutluyduk.

NOT: Kiralık şoförsüz minibüs bulmak pek kolay olmuyor. 2 hafta öncesinden anlaşıp araç fotoğraflarına kadar bize gönderilen cumartesi öğle saatlerine kadar herşey yolunda olan Üçler Oto Kiralama teslim saati yaklaştıkça süreci ertelemeye başlayıp aracı teslim edemeyeceğini cumartesi akşam 20:30 gibi bildirdi. 2 haftada  kere telefonla ulaşıp kapora için banka bilgisi istememe rağmen vermemelerinden şüphelenerek B planı yapmıştım ki planımızı iptal etmek zorunda kalmadık. Hemen Özkaynak Turizm ile irtibata geçip 22:00’da aracı teslim aldık. Size de şoförsüz kiralık minibüs lazım olursa hangi firmayı tercih etmeyeceğinizi bilin.

Son olarak günü anlatan kalabalık bir fotoğraf 😀

Sofular Gençliği
Sofular Gençliği